İlk cold brew denememi, temmuz ortasında mutfakta ter içinde pour over yapmaya çalışırken aldığım bir kararla yaptım. Sıcak su, sıcak cam, sıcak fincan... Kahveyi bitirmeden ısınmış oluyordum. O akşam bir kavanoza kaba çekilmiş kahve ve oda sıcaklığında su koyup dolaba attım. Ertesi sabah karşımda tatlı, yuvarlak, neredeyse kakaoyu andıran bir içecek vardı ve o günden beri yaz aylarında buzdolabımda hep bir sürahi duruyor. Cold brew kahve yapımı, öğrenilmesi en kolay demleme yöntemlerinden biri; ama "kolay" olması, üzerinde oynanacak detay olmadığı anlamına gelmiyor. Bu sayfada kendi denemelerimden çıkardığım oranları, süreleri ve saklama alışkanlıklarını anlatacağım.
Sıcak demlemede su, kahvenin içindeki asitleri, aromatik yağları ve acı bileşenleri hızlıca çözer. Soğuk suda ise bu çözünme yavaşlar ve seçici hale gelir: asitli ve acı bileşenlerin büyük kısmı geride kalır, şekerler ve çikolatalı-fındıklı notalar öne çıkar. Bu yüzden aynı kahveyi French press'te demleyip bir de soğuk demlediğinizde, ikisinin aynı çekirdekten geldiğine inanmakta zorlanırsınız.
Benim için en net fark şu oldu: mide hassasiyeti olan bir arkadaşım filtre kahveyi kaldıramazken cold brew'u rahatça içiyor. Buna karşılık, kahvenin canlı, meyveli, "parlak" tarafını sevenler soğuk demlemeyi bazen fazla yumuşak buluyor. Yani bu yöntem bir üstünlük değil, bilinçli bir takas.
Öğüt kalınlığı burada tek başına sonucu değiştiriyor. Ben iri, deniz tuzu kalınlığında bir öğüt kullanıyorum; French press için kullandığım ayardan bir tık daha kaba. İnce öğütürseniz süzme cehenneme dönüyor, bardağın dibinde çamur kalıyor ve o istemediğiniz kekre acılık geri geliyor. Toz boyutunun demleme kalitesini nasıl belirlediğini merak ediyorsanız bu, en çarpıcı örneklerden biri.
Oran konusunda iki yaklaşım var ve ben ikisini de kullanıyorum:
Suyun kalitesi de sanıldığından önemli. Ağır kireçli çeşme suyu, soğuk demlemede kahvenin tatlılığını bastırıyor. Filtre edilmiş veya düşük mineralli şişe suyu kullandığımda fark çok belirgin oldu.
Çekirdek tercihine gelince: orta kavrulmuş, çikolata-ceviz karakterli Brezilya ve Kolombiya kahveleri soğuk demlemede hiç şaşırtmıyor. Yüksek asitli, floral Etiyopya kahvelerini soğuk demlediğimde ise sonuç bazen çay gibi ince kalıyor. Robusta oranı yüksek harmanlar ise gövdeyi artırıyor ama o lastikli notayı da beraberinde getiriyor; arabika ile robusta arasındaki farkı en net hissettiğim demlemelerden biri bu.
Deneyimimle öğrendiğim tek kural: kahve telvesini süzgeçte kaşıkla bastırmayın. O son 30 ml için sıktığınız telve, bütün sürahiye acılık taşıyor.
| Yöntem | Aktif süre | Karakter | Zorluk |
|---|---|---|---|
| Cold Brew | 5 dk + 16 saat bekleme | Tatlı, düşük asit, yoğun gövde | Çok düşük |