Cezveyi ilk kez elime aldığımda, "kaynatıp bardağa dökeceğim, ne var ki" diye düşünmüştüm. O gün ortaya çıkan şey acı, köpüksüz ve telvesi ağzımda kalan bir içecekti. Aradan geçen yıllarda onlarca kez yaktım, taşırdım, ölçüyü şaşırdım; sonunda anladım ki türk kahvesi demleme aslında sabır ve ısı kontrolü sanatı. Pour over'da su akışını, French press'te süreyi yönetirsiniz; cezvede ise ocağın önünde durup kahvenin kendi ritmini dinlemeniz gerekir. Eğer hangi yöntemi mutfağınıza alacağınıza karar vermeye çalışıyorsanız, cezvenin size ne verip ne almadığını en baştan bilmeniz işinizi kolaylaştırır.
Benim için ayrım noktası tek bir cümlede toplanıyor: cezvede kahveyi süzmüyorsunuz. Filtre kahve makinesi, pour over ya da AeroPress kâğıt veya metal bir bariyerle yağları ve partikülleri tutar; fincana berrak bir sıvı gelir. Cezvede öğütülmüş kahvenin tamamı fincana iner, dibe oturur. Bu yüzden gövde çok dolgun, aroma yoğun, ağızda kalan his kadifemsi olur. Ama aynı sebepten, son yudumu içmeye kalkarsanız telveyi de içersiniz.
Karar aşamasındaki bir okur için kaba bir karşılaştırma tablosu şöyle çıkıyor:
| Ölçüt | Türk kahvesi | Pour over / Filtre | French press |
|---|---|---|---|
| Öğütme | Toz kadar ince | Orta | Kaba |
| Süre | 3-4 dakika | 3-4 dakika | 4 dakika + bekleme |
| Gövde | Çok yoğun | Hafif, berrak | Yoğun |
| Ekipman maliyeti | En düşük | Orta | Düşük |
| Dikkat gerektirme | Yüksek (ocak başı) | Orta | Düşük |
Yani cezve, en az ekipmanla en yoğun sonucu veren ama sizden en çok ilgi isteyen yöntem. Sabah uykulu uykulu koyup unutacağınız bir şey değil.
Türk kahvesinde en sık yapılan hata öğütme boyutunda. Moka pot ya da espresso için satılan ince çekim bile cezve için kaba. İhtiyacınız olan, parmaklarınızın arasında pudra gibi duran bir toz. Ev tipi bıçaklı öğütücüler bu inceliğe genelde ulaşamıyor; ben uzun süre kahveyi dükkânda "türk kahvesi" ayarında çektirdim, sonra elle çevrilen bir değirmene geçtim. Toz boyutu ile demleme kalitesi arasındaki ilişki her yöntemde önemli, ama cezvede doğrudan köpüğün olup olmamasını belirliyor.
Benim yıllar içinde oturttuğum ölçüler:
Çekirdek tarafında ise klasik tercih Arabika ağırlıklı, orta-koyu kavrulmuş harmanlar. Robusta oranı yüksek karışımlar daha bol köpük ve daha keskin bir kafein vuruşu verir; ben sabahları bundan hoşlanıyorum, ikindi kahvesinde tamamen Arabika tercih ediyorum.
Kaynatmayın. Bu tek cümle, tarifin geri kalanı kadar önemli. Kahve kaynadığı an köpük dağılır, geriye yanık ve buruk bir tat kalır. Cezveden ilk fokurtu sesi geldiğinde iş bitmiştir.
Mutfağımda cezvenin yanında pour over seti de, French press de duruyor. Hafif, asiditesi belirgin bir tek origin çekirdeği aldığımda pour over'a; kalabalık bir kahvaltı sofrasında French press'e uzanıyorum. Ama misafir geldiğinde